Everest’te 14 Nisan’da temizlik çalışması başlatıldı. Dağda 4 de ceset bulundu. Nepal’de, Everest Dağı’nda yapılan temizlikte yaklaşık 11 ton çöp toplandı. Yetkililer, Nepal hükümeti tarafından ‘Sagarmatha Temizlik Kampanyası’nın başlatıldığı 14 Nisan’dan itibaren Everest’te cesetler de bulunduğunu açıkladı. Nepal Turizm Genel Müdürü Dandu Raj Ghimire, yaptığı açıklamada, Everest Dağı’nda haftalarca süren temizlik sırasında gıda ambalajları, konserve kutuları, şişeler ve boş oksijen tüpleri toplandığını, ayrıca dağda önceden hayatını kaybeden ve kar altında kaldığı için bulunamayan 4 dağcının da cesedine ulaşıldığını kaydetti. Ghimire, karların erimesiyle ortaya çıkan ve dağdaki temizlik esnasında bulunan 4 cesedin önce ana kampa taşındığı ve daha sonra helikopterle Katmandu’daki bir hastaneye götürüldüğü bilgisini paylaştı. Dandu Raj Ghimire’e göre, temizlik kampanyası yaklaşık 23 milyon Nepal Rupisine (yaklaşık 207 bin dolar) mal oldu. Toplanan çöplerden bir kısmının helikopterlerle başkent Katmandu’ya gönderildiği ve temizlik kampanyasının resmi olarak sona erdiği bir törende geri dönüşüme verildiği ifade edildi. 8 bin 848 metre yükseklikteki Everest’te, 1953 yılından bu yana yaklaşık 300 dağcı yaşamını yitirdi. Kaynak: AA
Dünya Çevre Günü nedeniyle bir açıklama yapan Dünya Sağlık Örgütü, hava kirliliğinin büyük bir sağlık sorunu haline geldiğini vurguladığı açıklamasında enerji için fosil yakıt tüketimi, ulaşım ve sanayinin hava kirliliğine yol açarken, karbon salınımı ve küresel ısınmanın artmasına de neden olduğu uyarısında bulundu. YILDA 7 MİLYON KİŞİ YAŞAMINI YİTİRİYOR Yaptığı açıklamada önemli verilere de yer veren Dünya Sağlık Örgütü; dakikada 13, saatte 800 kişinin , yılda ise 7 milyon kişinin hava kirliliğinden hayatını kaybettiğini belirtti. Bu sayının her yıl tüberküloz, sıtma ve AIDS gibi hastalıklardan hayatını kaybedenlerin sayısının üç katı olduğu da dile getirildi. ÖLÜMLERİN YÜZDE 60’I KADINLAR VE ÇOCUKLAR Evlerdeki hava kirliliğinin, çoğu gelişmekte olan ülkelerde her yıl 3,8 milyon erken ölüme yol açtığı, bu ölümlerin yüzde 60’ını kadınlar ve çocukların oluşturduğu ortaya konulan diğer verilerden. EN ÇOK ÇOCUKLAR ETKİLENİYOR Hava kirliliğinden en çok çocukların etkilendiği, “Dünyada çocukların yüzde 93’ü, hava kirliliğinin DSÖ standartlarının üzerinde olduğu bölgelerde yaşıyor. 2016 yılı rakamlarına göre, 15 yaşının altındaki 600 bine yakın çocuk solunum sorunların yüzünden hayatını kaybetti. Hava kirliliği, kalp hastalıklarından ölenlerin yüzde 26’sı, ciğer hastalıklarından ölenlerin yüzde 43’ü ve akciğer kanserinden ölenlerin yüzde 23’ünde en önemli faktör olarak ortaya çıkıyor. Hava kirliliği, astım, aşırı şişmanlık, ciğerlerin yeteri kadar gelişememesi, çocuk kanserleri ve bebeklerin yeteri…
Kandilli Rasathanesi verilerine göre Sakarya’nın Hendek ilçesinde saat 16:08’de 4,7 büyüklüğünde deprem oldu. AFAD ise depremin büyüklüğünü 4.6 olarak ölçtü. Sarsıntı İstanbul başta olmak üzere Marmara Bölgesi’nde de hissedildi. Son dakika edinilen bilgilere göre; Sakarya’nın Hendek ilçesinde 4,6 büyüklüğünde deprem meydana geldi. Afet ve Acil Durum Yönetimi Başkanlığının (AFAD) internet sitesinde yer alan bilgiye göre, saat 16.08’de Hendek’te 4,6 büyüklüğünde yer sarsıntısı kaydedildi. Sarsıntının yerin 7 kilometre derinliğinde meydana geldiği belirlendi. KANDiLLİ 4,7, AFAD 4,6 Kandilli Rasathanesi depremin büyüklüğünü 4.7, derinliğini ise 9.5 km olarak açıkladı. AFAD ise depremin şiddetini 4,6 olarak duyurdu. VALİLİK VE BAKANLIK’TAN AÇIKLAMA Sakarya Valiliği ile Çevre ve Şehircilik Bakanlığı’nın yaptığı açıklamada deprem nedeniyle herhangi bir can ve mal kaybının yaşanmadığı belirtildi.
Çernobil nükleer santralinin 4 numaralı reaktörünün kaza sonucu patlaması sonucunda, Sovyetler Birliği Hiroşima’ ya atılan atom bombasının yaydığının 400 katı fazla radyasyona maruz kalmıştı. Bu olay, tarih sayfalarında hala en kötü nükleer kaza olarak yerini korumaktadır. Radyasyondan arınma ve temizleme çalışmaları kazadan hemen sonra başlatılmıştı. Nükleer santral çevresinde bir tahliye bölgesi oluşturulmuş ve 350,000 den fazla insan bölgeden çıkartılmıştı. Kaza insan popülasyonu üzerinde büyük bir etki yaptı. Elde net rakamlar olmasa da, çok büyük rakamlarda can kaybı ve psikolojik sonuçların olduğu aşikar. Çevre üzerinde görülen ilk etkiler de çok önemliydi. Zarar gören alanlardan biri olan yakındaki bir çam ormanı, radyasyondan çok daha fazla etkilenmiş ve adı olaydan sonra “kırmızı orman” a dönmüştü. Bu alan en yüksek dozda radyasyona maruz kalan bölgeydi, çam ağaçlarının çoğu ölmüş ve hayatta kalmayı başaranlar ise kırmızıya dönmüştü. Az sayıda hayvan bu yüksek radyasyon seviyelerinde hayata tutunmayı başarabilmişti. Bu yüzden, radyasyondan etkilenen alanlar adeta bir çöl halini almıştı. Radyoaktif maddelerin doğadaki izlerinin tamamen silinip, bu maddelerin kaybolması ve yaban hayatın bölgede yeniden başlaması maalesef yüzyılları bulacaktı. Günümüzde Çernobil Yaban Hayatı Günümüzde, kazadan 33 yıl sonra, Çernobil tahliye bölgesi boz ayılar, bizonlar, kurtlar, 200 den fazla çeşit kuş ve atlar tarafından mesken tutulmaya başlamıştır. Mart 2019 da, Çernobil…
Uluslararası Yenilenebilir Enerji Ajansı IRENA tarafından hazırlanan “Elektrikli araçlarda akıllı şarj yenilikleri“ başlığını taşıyan rapor, 2040’tan itibaren satılan binek araçların çoğunun elektrikli olması durumunda, 2050 yılında 1 milyardan fazla elektrikli otomobilin (EV) yollarda olabileceğini gösteriyor. Bugün sabit elektrik şarj istasyonlarından enerji sağlayan 6 milyon elektrikli araç bulunuyor. Yapılan öngörüler, bugün elektrikli şarj istasyonlarında sağlanan sadece 9 TWh sabit pillere kıyasla 2050 yılında şebeke hizmetleri sağlamak için yaklaşık 14 terra watt saatlik (TWh) elektrikli araç pilinin bulunabileceğini gösteriyor. ELEKTRİKLİ ARAÇLARA HAYAT VERİYOR Gerçek örneklere dayalı IRENA’nın raporu ülkelere elektrikli araçlar için akıllı şarj sayesinde yenilenebilir enerji ile EV’ler arasındaki tamamlayıcılık potansiyelinden nasıl yararlanılacağı konusunda rehberlik ediyor. Politika yapıcılara, EV’lerden en iyi şekilde yararlanan bir enerji geçiş stratejisi uygulama konusunda önemli ipuçları sunuyor. Rapordaki analize göre, bugün otomobiller fosil yakıtlarla çalışıyor, ancak iklim değişimi konusunda artan baskı, pil maliyetlerinin düşmesi ve şehirlerdeki hava kirliliğiyle ilgili endişeler, bir zamanlar “aşırı fiyatlandırılmış” ve ihmal edilmiş elektrikli araçlara yeniden hayat veriyor. GELECEĞİN PİL BANKASI GARAJDAKİ OTOMOBİLLER Bugün birçok yeni elektrikli araç fosil yakıtlı meslektaşlarının yoldaki kabiliyetlerinin çok üzerinde bir performans sergilerken, enerji planlamacıları otomobilin zamanının yüzde 95’inin park halinde geçtiği gerçeğinden yola çıkarak şimdi şarj konusunda gözünü garajlara çevirmiş durumdalar. Sonuç olarak, dikkatli planlama ve…
Çevre Mühendisleri Odası Kocaeli Şube eski Başkanı Sait Ağdacı, Kandıra ilçesinde açılacak taş ocağı için yaklaşık 5 bin ağaç kesileceğini söyledi. Çevre Mühendisleri Odası Kocaeli Şube eski Başkanı Sait Ağdacı, Kandıra ilçesinde açılacak taş ocağı için yaklaşık 5 bin ağaç kesileceğini söyledi. Kesilecek ağaçların numaralandırıldığını belirten Ağdacı, “Yine bir ağaç kıyımı olacak” dedi. Çevre Mühendisleri Odası Kocaeli Şube eski Başkanı Sait Ağdacı, Kandıra ilçesi Babaköy’de yaklaşık 13 hektarlık alanda taş ocağı açılacağını söyledi. Ağaçların numaralandırıldığını ifade eden Ağdacı, “Taş ocağı açılıp taş çıkarılacak bu 13 hektarlık alanda. O bölgede bazı ağaçlar numaralandırıldı ve o ağaçlar da netice itibariyle kesilecek. Yaklaşık 5 bin ağaç kesilecek, yani yine bir ağaç kıyımı olacak orada. Hep diyoruz ki; Türkiye su fakiri olma yolunda hızla ilerliyor, sularımızı hoyratça kullanıyoruz ve su kaynaklarımızı da yok etme yolunda hızla ilerliyoruz. Yegane su kaynağımız olan ormanlar ve ağaçlarımız. Ormanları da yok ediyoruz, yeraltı kaynaklarımızı da kirletiyoruz malum etkenlerle” diye konuştu. ‘TAŞ OCAĞI AÇACAK BAŞKA YER Mİ YOK’ Ağdacı taşocağının başka alana açılması gerektiğini ifade ederek, “Bizim sürekli feryat etmemize rağmen, yine ağaç kıyımı devam ediyor. Orada Kuzey Marmara Otoyolu’na taş sağlamak, mıcır sağlamak amacıyla bir taş ocağı açılacak. 13 hektardan bahsediyoruz. Taş ocağı açılacak başka alan yok mu,…
Güney Amerika ülkesi Peru’da 8 büyüklüğünde deprem meydana geldi. ABD Jeolojik Araştırma Merkezi (USGS), merkez üssü Lagunas’ın 80 kilometre güneydoğusu olan 8 büyüklüğündeki depremin yerin 110 kilometre altında kaydedildiğini açıkladı. İlk belirlemelere göre can kaybının yaşanmadığı deprem nedeniyle bazı kentlerdeki binalar yıkılırken, bazılarında hasar oluştu. Peru Devlet Başkanı Martin Vizcarra, sosyal medya hesabından yaptığı açıklamada, yetkililerin depremden etkilenen bölgelerde çalışmalarını sürdürdüğünü belirtti. Lagunas Belediye Başkanı Arri Pezo, depremin bölgede çok şiddetli hissedildiğini kaydetti. Yurimaguas kentinde çok sayıda eski binanın yıkıldığı ve elektrik kesintisi yaşandığı ifade edildi. Başkent Lima’da depremi hissedenlerin sokaklara döküldüğü belirtildi. Deprem çevre ülkeler Brezilya, Kolombiya ve Ekvador’dan da hissedildi. Peru’da, 15 Ağustos 2007’de meydana gelen 7,9 büyüklüğündeki depremde 595 kişi hayatını kaybetmişti.
Tarım ve Orman Bakanlığı 2. Bölge Müdürlüğü, 2 adet kızıl geyiğini av turizmi kapsamında vurulması için ihaleyle satışa çıkardı. İhale takvimi Basın İlan Kurumu tarafından kamuoyuna duyuruldu. Tarım ve Orman Bakanlığı Bursa 2. Bölge Müdürlüğü’nün Fatih Sultan Mehmet Bulvarı’ndaki toplantı salonunda ihale yöntemiyle 10 Haziran 2019 günü saat 11.00’de yapılacak olan satışta, vurulacak her bir geyik için 14 bin lira ödenecek. Çalışmanın kent turizminin gelişmesine katkı sağlaması planlanırken, hedeflerinin ise geyiklerin neslini bir seviyede tutarak düzenli hale getirmek ve av turizmini geliştirmek olduğu açıklandı. Bir geyiğin en fazla 15-16 yıl doğada 2004 yılı ve sonrasında av turizmi kapsamındaki av organizasyonlarından en az ikisi yabancı avcılar için düzenleniyor. Yoğun talep üzerine önceki yıllarda birçok yaşlı geyik satışa çıkarken, bu sene rakam 2 adet olarak belirlendi. Geyikleri vurmak için yurt dışından çok sayıda turist gelirken, hem Orman Bakanlığı hem de avlanma bölgesindeki esnaf kazanıyor. Basın İlan Kurumu da ihale duyurusunu üstlenirken, ihaleye hayli ilgi olması bekleniyor.
TARIM ve Orman Bakanlığı, inşası süren Yusufeli Barajı’nda gövde yüksekliğinde 100 metreye ulaşıldığını açıkladı. Bakanlıktan yapılan açıklamaya göre, Türkiye’nin vizyon projelerinden birisi olan Yusufeli Barajı’nda gövde beton döküm işlerine 2018’de başlandı. Gövde betonunun 2 yılda tamamlanması hedeflendiği kaydedilen açıklamada, “Dün itibarı ile barajda 1 milyon 100 bin metreküp beton dökerek gövde betonunda yüzde 27,5 gerçekleşmeye ulaşıldı. Ulaşılan bu gerçekleşme ile de gövde yüksekliği 100 metreye ulaşılan barajda böylece birinci dalya tamamlanmış oldu. Ayrıca barajın yükselmesiyle beton dökülen alanın büyümesinden istifade edilerek günlük beton hızı da artmaya başladı” denildi. ’100 KATLI GÖKDELEN YÜKSEKLİĞİNE ULAŞABİLİYOR’ Tamamlandığında Yusufeli Barajı ve HES projesinin kurulu gücünün 558 MW ve yıllık enerji üretiminin 1 milyar 888 milyon kilowattsaat olacağı belirtilen açıklamada, şu ifadelere yer verildi: “Projenin santral binası ve enerji yapılarında betonlama çalışmalarına planladığı şekilde devam ediliyor, enerji santralinin elektromekanik parçalarının montajları da inşaat faaliyetlerine bağlı olarak yürütülüyor Yusufeli Barajı, 275 metre gövde yüksekliği ile 100 katlı bir gökdelen yüksekliğine ulaşabiliyor. Yusufeli Barajı’nın gövdesinde kullanılacak olan 4 milyon metreküp beton ile Artvin’den Edirne’ye 13 metre platform genişliğinde beton yol yapılabilir. Ayrıca proje ile üretilen enerji sayesinde yaklaşık 600 bin kişinin enerji ihtiyacı karşılanabilecek.” Kaynak: DHA
Dünyadaki 7.6 milyar insan yeryüzünde yaşayan tüm canlıların sadece %0.01’ini oluşturuyor. Ancakinsanlık medeniyetin doğuşundan beri tüm vahşi hayvanların %83’ünün ve bitkilerin yarısının kaybına neden oldu. Yeni bir çalışmaya göre canlıların %13’ünü oluşturan bakteriler gerçekten de önemlidir fakat tüm canlı maddelerinin %82’sini temsil eden bitkiler diğer her şeyi gölgede bırakıyor. Böceklerden mantarlara, balıklara ve hayvanlara kadar diğer tüm canlılar dünyadaki biyokütlenin sadece %5’ini oluşturur. Çalışmadaki bir diğer sürpriz ise okyanuslardaki yaşamın tüm biyokütlenin sadece %1’ini oluşturması.Yaşamın büyük çoğunluğu karada bulunuyor ve büyük bir parça yüzeyin derinliklerinde gömülü olan bakterilerdir. Araştırmanın başında bulunan, İsrail’deki Weizmann Bilim Enstitüsü’nden Prof. Ron Milo, “Biyokütlenin tüm farklı bileşenlerine dair kapsamlı, bütünsel bir araştırmanın daha önce bulunmadığını görünce şok olmuştum. Bu araştırmanın insanlığın Dünya’da oynadığı baskın rol hakkında bir perspektif kazandıracağını ümit ediyorum” diyerek, hayvancılığın büyük çevresel etkisi nedeniyle artık daha az et yemeyi seçtiğini ekledi. Gezegenin insan faaliyeti tarafından dönüşümü, bilim insanlarını yeni bir jeolojik dönem olan Antroposen (İnsan Çağı) ilan etmenin eşiğine getirdi. Bu değişikliğin işareti dünya genelinde artık her yerde bulunan evcil tavukların kemikleridir. Yeni çalışma, tavuk ve diğer kümes hayvanlarının gezegendeki tüm kuşların %70’ini oluşturduğunu ve sadece %30’unun vahşi olduğunu gösteriyor. Resim, memeliler için daha da belirgindir. Dünyadaki tüm memelilerin %60’ı çiftlik hayvanlarıdır, çoğunlukla sığırlar ve domuzlar, %36’sı insan ve sadece %4’ü…