Hayvanların yüzde 83’ünü yok ettik
Coğrafya Haber Merkezi / 23 Mayıs 2019

Dünyadaki 7.6 milyar insan yeryüzünde yaşayan tüm canlıların sadece %0.01’ini oluşturuyor. Ancakinsanlık medeniyetin doğuşundan beri tüm vahşi hayvanların %83’ünün ve bitkilerin yarısının kaybına neden oldu. Yeni bir çalışmaya göre canlıların %13’ünü oluşturan bakteriler gerçekten de önemlidir fakat tüm canlı maddelerinin %82’sini temsil eden bitkiler diğer her şeyi gölgede bırakıyor. Böceklerden mantarlara, balıklara ve hayvanlara kadar diğer tüm canlılar dünyadaki biyokütlenin sadece %5’ini oluşturur. Çalışmadaki bir diğer sürpriz ise okyanuslardaki yaşamın tüm biyokütlenin sadece %1’ini oluşturması.Yaşamın büyük çoğunluğu karada bulunuyor ve büyük bir parça yüzeyin derinliklerinde gömülü olan bakterilerdir. Araştırmanın başında bulunan, İsrail’deki Weizmann Bilim Enstitüsü’nden Prof. Ron Milo, “Biyokütlenin tüm farklı bileşenlerine dair kapsamlı, bütünsel bir araştırmanın daha önce bulunmadığını görünce şok olmuştum. Bu araştırmanın insanlığın Dünya’da oynadığı baskın rol hakkında bir perspektif kazandıracağını ümit ediyorum” diyerek, hayvancılığın büyük çevresel etkisi nedeniyle artık daha az et yemeyi seçtiğini ekledi. Gezegenin insan faaliyeti tarafından dönüşümü, bilim insanlarını yeni bir jeolojik dönem olan Antroposen (İnsan Çağı) ilan etmenin eşiğine getirdi. Bu değişikliğin işareti dünya genelinde artık her yerde bulunan evcil tavukların kemikleridir. Yeni çalışma, tavuk ve diğer kümes hayvanlarının gezegendeki tüm kuşların %70’ini oluşturduğunu ve sadece %30’unun vahşi olduğunu gösteriyor. Resim, memeliler için daha da belirgindir. Dünyadaki tüm memelilerin %60’ı çiftlik hayvanlarıdır, çoğunlukla sığırlar ve domuzlar, %36’sı insan ve sadece %4’ü…

Buzullar Tahmin Edilenden Daha Hızlı Eriyor
Coğrafya Haber Merkezi / 23 Mayıs 2019

Buzulların iklim değişikliği yüzünden beklenenden daha hızlı erime eridiğine ilişkin iki yeni araştırma yayımlandı. Buna göre, küresel ısınma durdurulamazsa 80 yıl içinde deniz seviyelerinden yükselme 2.5 metreyi bulabilir ve milyonlarca insanı yerinden edebilir. İklim değişikliği nedeniyle buzulların beklendiğinden daha hızlı eriyeceğine dair iki yeni araştırma büyük ses getirdi. Küresel ısınmanın durdurulmaması halinde 2100’e kadar deniz seviyelerindeki yükselme 2,5 metreyi bulabilir. Proceedings of the National Academy of Sciences (PNAS) adlı akademik dergide Pazartesi günü yayımlanan makaleye göre Grönland ve Antartika’da bulunan kara buzullarının erimesi sonucunda deniz seviyelerindeki yükselme 2100’e kadar IPCC’nin (Hükümetlerarası İklim Değişikliği Paneli) 2013 raporundaki tahminin çok üzerine çıkabilir ve 2,37 metreyi bulabilir. Araştırmayı yapan Bristol Üniversitesi’nden Jonathan Bamber, New Scientist’e verdiği mülakatta önümüzdeki 80 yıl içinde deniz seviyeleri bu düzeyde yükselirse, bunun toplumsal bir çöküş anlamına geleceğini söyledi. Söz konusu makale 22 uzmanın görüşlerini içeren yapılandırılmış bir uzman yargısı derlemesi. Uzmanların değerlendirmesine göre yüzyıl sonuna kadar küresel ısınmanın 5 dereceyi bulması 1,79 milyon kilometrekare kıyı alanın deniz tarafından yutulması ve bu alanlarda yaşayan 187 milyon insanın göç etmesi anlamına gelecek.   2013’te yayımlanan IPCC’nin 5. Değerlendirme Raporu’nda en kötü senaryoya göre yüzyıl sonundaki deniz seviyesi yükselmesinin 1 metrenin altında kalacağı tahmini yapılıyordu. Antartika buzulları bazı yerlerde 100 metre inceldi Geçen Perşembe…

Tunceli’de benekli Anadolu semenderleri görüntülendi
Coğrafya Haber Merkezi / 22 Mayıs 2019

TUNCELİ’nin Nazımiye ilçesinde nesli tükenme tehlikesiyle karşı karşıya bulunan endemik bir tür olan benekli Anadolu semenderleri görüntülendi. Türkiye’de Muş, Bingöl, Malatya ve Bitlis‘te varlıkları tespit edilen ‘benekli Anadolu semenderi’ Tunceli’nin Nazımiye ilçesine bağlı Aşağı Doluca köyündeki derede görüntülendi. Benekli Anadolu semenderlerini görüntüleyen doğa fotoğrafçısı ve belgesel yapımcısı Mahmut Boztaş, Türkiye’de 2 tür semenderin olduğunu söyledi. Nesilleri tükenme tehlikesiyle karşı karşıya olan birçok hayvanın Tunceli’nin doğasında yaşadığını anlatan Boztaş, “Türkiye’de soyları tükenme tehlikesinde olan birçok hayvan Tunceli’de çoğalmaya başladı. Benekli Anadolu semenderi ile Anadolu lekeli semenderini çoğu kişi karıştırıyor. Bu iki tür Türkiye’de yaşayan ve ender görülen hayvan türleridir. Birbirlerine benzedikleri için çoğunlukla karıştırılıyor. Benim çektiğim benekli Anadolu semenderi Türkiye’de bir zamanlar soylarının tükendiği düşünülüyordu, ama son yıllarda çok az da olsa görüntülendi. Türkiye’ye özgü endemik bir tür. Daha çok Muş, Bingöl, Malatya ve Bitlis yöresinde yaşadıkları sanılıyor, ama ben ikinci kez Tunceli’de görüntüledim. Nazımiye’ye bağlı Aşağı Dolucu köyü yakınlarında bir dere kenarında önce bir tane benekli semender fark ettim. Görüntülemeye başlayınca bir süre sonra bir tane daha gördüm. Çok güzel görüntü oluştu” dedi. Kaynak: Hürriyet    

Su Seviyesi Aşırı Yükselebilir!
Coğrafya Haber Merkezi / 22 Mayıs 2019

Yeni Araştırma: Su Seviyesi Tahmin Edilenden Fazla Yükselebilir, Milyonlarca İnsan Yerinden Olabilir Bilim insanları, Grönland ve Antarktika’da buzulların erimesinin hızlanması nedeniyle, küresel çapta su seviyesinin tahmin edilenden daha fazla yükselebileceği, bunun da yüz milyonlarca insanı yerinden edebileceği uyarısında bulundu. Uzun zamandır dünyadaki su seviyelerinin 2100’e kadar en fazla 1 metreden daha az yükseleceği düşünülüyordu. Uzman görüşlerine dayanarak yapılan yeni araştırma, gerçekte bu seviyenin iki katına çıkabileceğini öngörüyor. Bunun da, yüz milyonlarca insanın yer değiştirmek zorunda kalmasına yol açabileceği belirtiliyor. BBC’den Matt McGrath’ın haberine göre su seviyelerindeki yükselme, 2013 yılında Hükümetlerarası İklim Değişimi Paneli’nin (IPCC) yayımladığı 5. İklim Değişikliği Değerlendirme Raporu’nda ele alınan en tartışmalı konulardan biriydi. Rekor düzeydeki gaz salımında ciddi azalmalar olmaması halinde, küresel ısınmanın su seviyelerini 2100’e kadar 52 cm ile 98 cm arasında artırabileceği kaydediliyordu. Pek çok uzman su seviyelerindeki yükselmenin bu tahminin ötesine geçeceğini düşünüyor. Uzmanlar, buz örtülerinin erimesinin su seviyelerini ne kadar artıracağına ilişkin yapılan çalışmaların, bu örtülerin nasıl eridiğine dair tüm bilinmezliklere yanıt verecek şekilde incelenmemesinden endişe duyuyor. İki Metrenin Üzerine Çıkabilir Daha net bir resim elde edebilmemiz için, bu alanda çalışan öncü araştırmacılar, Grönland ve Doğu ile Batı Antarktika’da yaşananlara ilişkin bilgiler temel alarak yapılan tahminler üzerinden bir çalışma hazırladı. Araştırmacıların görüşüne göre,…

Atmosferde insanlık tarihinin en yoğun karbondioksiti birikti: 415,5 ppm
Coğrafya Haber Merkezi / 20 Mayıs 2019

Atmosferdeki karbondioksit oranı, şimdiye dek dünya üzerinde görülen en yüksek seviyeye ulaştı. Uzmanlar, ölçülen 415, 5 ppm’lik düzeyi ‘Bu bizim bildiğimiz gezegen değil’ sözleriyle yorumladı. Hawaii’deki en eski gözlemevinde yapılan ölçümler, atmosferdeki karbordioksit (CO2) seviyesinin endişe verici boyuta ulaştığını ortaya koydu. 1958’den bu yana atmosferdeki karbondioksit miktarını kayda geçen Mauna Loa Gözlemevi, 13 Mayıs’ta havada 415.5 ppm’lik (her milyondaki partikül miktarı) CO2 ölçümü yaptı. Bu sonucun, insanlık tarihi boyunca görülmüş en yüksek yoğunlaşmanın kanıtı olduğu belirtildi. 350 ppm seviyesinin aşılması, ortalama sıcaklıklardaki artışın tehlikeli seviyelere ulaşması için kritik eşiğin aşılması anlamına geliyor. 1910 yılında 200 ppm olarak ölçülen atmosferdeki CO2 oranı, Mart 1958’deki ölçümlerde 313, Mayıs 2013’te 400 ppm’ye kadar yükselmişti. Meteoroloji uzmanı Eric Holthaus, “Gezegenimizdeki atmosfer, insanlık tarihinde ilk defa 415 ppm’den fazla CO2 barındırıyor” diye tweet attı: “Üstelik yalnızca kayıtlı tarihte değil; yalnızca 10.000 yıl önce tarımın icadından beri de değil. Çağdaş insanların milyonlarca yıl önce var olmasından beri. Böyle bir gezegeni ilk defa görüyoruz.” Bilim insanlarına göre atmosferdeki karbondioksit oranının artışının temel nedeni insan kaynaklı faaliyetler. En büyük pay, fosil yakıtların kullanımı nedeniyle enerji sektörüne ait. Atmosferdeki karbondioksit oranının artış eğilimi devam ederse rekor sıcaklıklar, kuraklıklar, aşırı yağışlar ve seller birer istisna olmaktan çıkacak.  ‘Devam eden fosil yakıt…

Çöl Tozu Uyarısı
Coğrafya Haber Merkezi / 20 Mayıs 2019

İTÜ Öğretim Üyesi Prof. Dr. Hüseyin Toros çok önemli bir uyarıda bulunarak “Atmosferik model sonuçlarına göre çöl tozu hafta boyunca batı illerinden başlayarak tüm Türkiye’de etkili olacak. Yağış alan bölgelerde çamurlu yağmur ile etkisi daha fazla görülebilecek” dedi. İstanbul Teknik Üniversitesi (İTÜ) Uçak ve Uzay Bilimleri Fakültesi MeteorolojiMühendisliği Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. Hüseyin Toros, sahra çölünden havalanan tozların hafta boyunca etkili olacağını kaydetti. Toros, AA muhabirine yaptığı açıklamada, İTÜ Meteoroloji Mühendisliği Bölümü Modelleme Takımı değerlendirmelerine göre 3-4 bin kilometre uzaklıktaki Batı Afrika başta olmak üzere sahra çölünden havalanan çöl tozlarının Türkiye semalarına ulaştığını anlattı. Çöl tozunun batı bölgelerinden başlayarak hafta boyunca tüm Türkiye’de etkili olacağını dile getiren Toros, “Atmosferik model sonuçlarına göre çöl tozu hafta boyunca etkili olacak. Yağış alan bölgelerde çamurlu yağmur ile etkisi daha fazla görülebilecek.” ifadelerini kullandı.

15 ülke ortak paraya geçiyor
Coğrafya Haber Merkezi / 19 Mayıs 2019

15 Afrika ülkesi ortak paraya geçmek için çalışmalarını sürdürüyor. Bu kapsamda Haziran ayında geniş katılımlı bir toplantı yapılacak. Hazırlıkların ardından 2020 yılında ortak para için imzaların atılması bekleniyor. Batı Afrika Ülkeleri Ekonomik Topluluğu (ECOWAS) üyesi ülkeler arasında ortak para birimi kullanılmasına yönelik taslak çalışma tamamlandı. Ortak para birimi komisyon başkanı Jean-Claude Brou, gazetecilere yaptığı açıklamada, üye ülkeler arasında ortak para birimine geçilmesi amacıyla hazırlanan taslak çalışma üzerine Haziran ayında geniş kapsamlı bir toplantı yapılacağını söyledi. Toplantıya üye ülkelerin merkez bankası yöneticileri, ekonomi ve finans bakanlarıyla bölgede faaliyet gösteren önde gelen firmaların katılacağı bilgisini veren Brou, ortak para biriminin ortak pazar ve rahat seyahat açısından çok önemli olduğunu kaydetti. Ortak para sisteminin 2020’de üye ülke devlet başkanları tarafından onaylanması bekleniyor. ECOWAS, 1975’te 15 Batı Afrika ülkesi tarafından bölgede ekonomik entegrasyonu teşvik etmek amacıyla kuruldu. Üyeleri arasında Nijerya, Senegal, Nijer, Mali, Liberya, Sierra Leone, Togo, Gine, Gine Bissau, Gana, Gambiya, Fildişi Sahili, Cabo Verde, Burkina Faso ve Benin bulunuyor.

Öğretmenlere ‘oryantiring’ ve ‘doğa yürüyüşü’ eğitimi
Coğrafya Haber Merkezi / 19 Mayıs 2019

MEB Öğretmen Yetiştirme ve Geliştirme Genel Müdürlüğü, Türkiye Oryantiring Federasyonu ve Türkiye Dağcılık Federasyonu arasında imzalanan protokol kapsamında, gelecek aydan itibaren iki yıl içinde toplam 400 bin öğretmene ‘oryantiring’ ve ‘doğa yürüyüşü’ eğitici eğitimleri verilecek. Milli Eğitim Bakanlığı (MEB) Öğretmen Yetiştirme ve Geliştirme Genel Müdürü Adnan Boyacı, Türkiye Dağcılık Federasyonu Başkanı Ersan Başar, Türkiye Oryantiring Federasyonu Başkanı Hacer Akyüz ile öğretmen ve öğrencilerin katılımıyla MEB Başöğretmen Salonu’nda iş birliği protokolü imza töreni gerçekleştirildi. Boyacı, “Eğitimi öğretimin sınırlarının dışında, yaşamın içerisinde yeniden tarifleme konusunda gayret göstermeye çalıştık. Temel amacımız aslında okullarımızı bir yaşam alanı olarak yeniden inşa etmek, yapılandırmak” dedi. Bu doğrultuda ilk adımı Gençlik ve Spor Bakanlığı ile atarak, Türkiye Dağcılık Federasyonu ve Türkiye Oryantiring Federasyonu ile bir yola çıktıklarını belirten Boyacı,”Oryantiring aslında başlı başına çocuklarda soyut düşünme, yön bulma, analitik düşünme, problem çözme becerileri gibi temel becerileri geliştirme açısından etkili bir spor alanı” diye konuştu. Oryantiring sporunun rota, yön bulma, keşfetme, keşfettiğini öğrenme süreçleri açısından eğitimin amaçlarıyla da örtüştüğünü anlatan Boyacı, şunları söyledi: “Oryantiringi bir anlamıyla başlı başına çocuklarımızın bireysel, kişilik, sosyal gelişimleri için bir fırsat olarak görürken öbür taraftan da öğretim programlarındaki biyolojiyle, coğrafyayla, fen bilgisiyle, fizikle, kimyayla ilgili kazanımları doğada yaparak, yaşayarak, izleyerek ve keşfederek öğrenmeleri için de bir fırsat olarak gördük…

14.000 Yıllık Mağarada Emekleyen Çocuk İzleri Bulundu
Coğrafya Haber Merkezi / 17 Mayıs 2019

İncelenen el ve ayak izlerine göre bu grupta, iki yetişkin, bir genç ve iki çocuk vardı. Bu insanlar, yollarını aydınlatmak için büyük olasılıkla mağarada arkeologların da bulduğu çam sopaları (Pinus) yakmıştı. Grotta della Bàsura adındaki mağara Kuzey İtalya’da yer alıyor. Mağaranın tavanı o kadar alçaktı ki, bazı kısımlarda bu antik kaşifler sürünmek zorunda kalmıştı ve emekleme pozisyonunda insan ayak izlerinin ilk kanıtını geride bırakmışlardı. Araştırmacılar, 1950’lerden bu yana Grotta della Bàsura Mağarası’ndaki eski insan varlığını biliyor. Ancak yeni analizler, araştırmacıların ayak izlerini incelemek için lazer taramaları, tortu analizi, jeokimya, arkeobotanik ve 3B modelleme kullandığı ilk yüksek teknoloji çalışmaları içeriyor. Araştırmacılar, üst Paleolitik dönemde o gün olanları anlayabilecek kadar çok sayıda ayak izi (toplamda 180) tespit etti. Farklı ayak izlerine göre burada beş kişi vardı: 3 yaşında, 6 yaşında, ergenlik öncesi (8-11 yaş arası) ve iki yetişkin. Bu grup yalınayaktı ve herhangi bir kıyafet giyiyor gibi görünmüyordu. En azından kıyafetleri mağarada herhangi bir iz bırakmamıştı. Grup mağara içinde yaklaşık 150 metre yürüdükten sonra, ayak izlerinin bulunduğu koridora geldi ve burada en arkada 3 yaşındaki çocuk olacak şekilde tek sıra haline geldi. Araştırmacılar, “Mağaranın yan duvarına çok yakın yürüdüler. Bu, kötü aydınlatılmış ve bilinmeyen bir ortamda hareket ederken diğer hayvanlar (örneğin köpekler…

Dünya’nın en derin noktasında bile plastik atık bulundu
Coğrafya Haber Merkezi / 16 Mayıs 2019

Dünyanın sonunu insanlar getirecek! Dünya’nın en derin noktası kabul edilen Mariana Çukuru’na dalan Amerikalı deniz altı kaşifi, deniz tabanında plastik atık buldu. BBC’nin haberine göre, Victor Vescovo, Pasifik Okyanusu’nda yer alan Mariana Çukuru’nda dipteki yüksek basınca dayanacak şekilde üretilen dalış aracıyla yaklaşık 11 kilometre derinliğe dalarak rekora imza attı. Çukurun dibinde 4 saat kalan Vescovo, incelemeleri sırasında deniz canlıları ile renkli kayalık yapıların yanı sıra plastik poşet ve şeker ambalajları buldu. Keşif esnasında Vescovo’nun rekor kıran dalışının ardından diğer takım üyeleri de art arda dört dalış yaptı. Denizin üç farklı noktasında “amfipot” adı verilen 4 yeni karides benzeri kabuklu hayvan türü keşfettiğini düşünen ekip, 7 bin metre aşağıda “kaşık solucanı” diye adlandırılan canlı ve 8 bin metrede pembe deniz salyangozu gördüğünü söylüyor. Diğer yandan, toplam beş dalış sırasında muhtemelen deniz dibindeki mikroplar tarafından oluşturulmuş parlak renkli kayalık oluşumlarını keşfeden ekip, deniz tabanından kaya örnekleri topladı. Bilim insanları, mikroplastik içerip içermediklerini görmek için keşif ekibinin topladığı canlıları incelemeyi planlıyor. Son zamanlarda yapılan bir araştırma, bu durumun, denizin derinlerinde yaşayan hayvanlar için bile yaygın bir sorun olduğunu ortaya koyuyor. Mariana Çukuru, Pasifik Okyanusu’nun batısında yer alıyor. Çukurun derinliği, 10 bin 911 kilometre ile 11 bin 30 kilometre arasında ölçülüyor. 2 bin 550…