Dünyanın eriyen ‘son buz bölgesinin’ görüntülerini yayınlandı
Coğrafya Haber Merkezi / 14 Kasım 2019

Amerikan Coğrafya Birliği, Kuzey Kutbu’nun buz örtüsünün 1984’ten 2018’e nasıl değiştiğini ve 35 yıl içinde yüzde 35 azaldığını gösteren bir video yayınladı. Aynı zamanda, Kuzey Kutbu’nun en eski ve en kalın buz kütlesinin, Kuzey Buz Denizi’nin diğer bölgelerine göre iki kat daha hızlı eridiği belirlendi. Science sitesinde yer alan habere göre, Gröland’ın kuzeyi ve Kanada’nın en kuzeyindeki adalar boyunca batıya doğru uzanan 1300 kilometrelik şerit dışında, buz bölgesinde yıl boyunca erimeyen alan kalmadı. Bilim insanları bu bölgeyi dünyanın ‘son buz bölgesi’ olarak adlandırıyor. Buz kalınlığının dört metreye ulaştığı bu bölgelerdeki buz tabakasının Kuzey Buz Denizi’ndeki diğer bölgelerine göre iki kat daha hızlı eridiği ortaya çıktı.  Bu alanlar, deniz buzunun kendileri için hayati önemde olduğu kutup ayısı, deniz aygırı ve boynuzlu balina gibi birçok kuzey hayvanı için son ‘gettolar’ olabilir. Ancak geleceğe dönük tahminler daha da ürkütücü. Araştırmacılar, ‘gizli ısının’ etkisinin dünyanın ikliminin bildiğimiz halini son süratle tehdit ettiğini belirtiyor. Sudaki buzu eritmek için, suyu bir derece ısıtmak için gereken enerjiden 80 kat daha fazla enerji gerekiyor. Buzun erimesi ve sıvı halindeki suya dönüşmesi, 80 kat daha hızlı ısınması anlamına geliyor. Kuzey Buz Denizi, çok ciddi sonuçları olacak şekilde süratle ısınmaya devam ediyor. Kaynak: Science

Deniz seviyesi 1,87 metre yükseldi, Venedik’te sokaklar su altında
Coğrafya Haber Merkezi / 13 Kasım 2019

Kentte son 53 yılın en büyük su baskını yaşandı. Belediye Başkanı, “Bu iklim değişikliğinin bir sonucu’ dedi. İtalya‘nın kanallarıyla ünlü turistik kenti Venedik‘te deniz seviyesinin yükselmesi nedeniyle sokakların büyük bölümü sular altında kaldı. İtalyan medyası, evini su basan 78 yaşındaki bir Venedikli kadının elektrik çarpması sonucu hayatını kaybettiğini bildirdi. BBC, son 53 yılda görülen en büyük su baskınında deniz seviyesinin 1.87 metre yükseldiğini aktardı. Kentte 1966 yılında su seviyesi 1.94 metre yükselmişti. Sel alarmı Kentin en alçak noktalarından biri olan San Marco Meydanı ve diğer sokakları su basması sonucu sel alarmı verildi. Sahil güvenlik su ambulansı olarak hizmet veren ilave botlarla kanallardaki turistleri kurtardı. Meydanda su seviyesinin yükselmesiyle birlikte çevredeki işletmelerin girişlerine setler çekildi. Lüks otelleri su basarken, birçok işyeri kepenk kapattı. Bazı turistlerin, su taksilerinin yardımıyla otellerdeki odalarına pencerelerden girdiği görüldü. Belediye Başkanı: İklim değişikliğinin sonucu Venedik Belediye Başkanı Luigi Brugnaro, deniz seviyesinin görülmedik derecede yükselmesi nedeniyle herkesin seferber olduğunu ve bugün acil durum ilan edeceğini söyledi. Yaşananları iklim krizine bağlayan Brugnaro, “Durum çok dramatik. Hükümetten bize yardım etmesini istedik. Fatura ağır olabilir. Bu, iklim değişikliğinin bir sonucu. 187 santimetrelik gelgit onarılmaz bir yara bırakacak” ifadelerini kullandı.  Selden en fazla etkilenen yerlerden biri ünlülerin kaldığı Gritti Sarayı oldu. Otelin halıları ve mobilyası sular içinde kaldı….

11 bin bilim adamından iklim krizi uyarısı
Coğrafya Haber Merkezi / 6 Kasım 2019

Dünya üzerinde 11 binden fazla bilim insanı, gezegenin açık ve tartışmasız bir iklim kriziyle karşı karşıya olduğunu bildirdi. BioScience dergisinde “Bilim insanları iklim krizine karşı uyarıyor” başlığıyla yayımlanan çalışmada, bilim adamlarının, insanları felaketlere karşı uyarmak gibi bir ahlaki yükümlülüğü olduğu belirtildi. “Bu yükümlülüğe dayanarak, dünya üzerinde 11 binden fazla bilim insanı olarak, gezegenimizin açık ve tartışmasız bir iklim kriziyle karşı karşıya olduğunu beyan ediyoruz.” ifadesiyle başlayan çalışmada, 40 yıllık verilere dayanılarak, hükümetlerin iklim krizini ele almada başarısız olduğu kaydedildi. Bilim insanları, son 40 yıldaki karbondioksit, metan, azot oksit, yüzey sıcaklığı değişimi, Kutup Denizi buz seviyesi, Grönland buz kitlesi, buzul kalınlığı, okyanus ısı içeriği, deniz seviyesi, yanan alanların yüzölçümü, şiddetli hava olaylarının göstergelerinin tümünde hızlı bir kötüye gidiş olduğunu tespit etti. Çalışmada, iklim değişikliğinin alarm verici seviyede olduğu ortaya konan Cenevre’de 1979’da düzenlenen İlk Dünya İklim Konferansı’ndan bu yana birçok kez benzer uyarılar yapıldığı ancak sera gazı salınımlarının hızlanarak arttığı vurgulandı. Bazı alanlarda gelişme kaydedildiği, örneğin rüzgar ve güneş enerjisinden elde edilen yenilenebilir enerji kullanımının önemli ölçüde arttığı aktarılan çalışmada, bununla birlikte 2018’de kullanılan fosil yakıtı enerjisinin yenilebilir enerjiden 28 kat fazla olduğu vurgulandı. Sydney Üniversitesi’nden Dr. Thomas Newsome, iklim krizinin, eğer acilen müdahale edilmezse şu ana kadar tecrübe edilenden çok daha…

BM iklim raporu: 100 yılda bir gerçekleşen aşırı uçtaki sel felaketleri olağan hale gelecek
Coğrafya Haber Merkezi / 26 Eylül 2019

Birleşmiş Milletler tarafından hazırlanan bir iklim raporu, her 100 yılda bir görülen uç derecedeki sellerin 2050 itibariyle her yıl yaşanacak ‘sıradan’ bir vaka haline geleceğini ortaya koydu. Birleşmiş Milletler (BM) Hükümetlerarası İklim Değişikliği Paneli’nin (IPCC) okyanus ve buz örtüleri hakkındaki özel raporu, 36 farklı ülkeden 104 kişinin katkısıyla hazırlandı. ‘Değişen İklimde Okyanuslar ve Kriyosfer’ isimli rapor, Grönland ve Antartika’da buz tabakasında erime nedeniyle yılda 400 milyar tondan fazla suyun okyanusa karıştığını ortaya koydu. Okyanus sıcaklığının artış hızı 20.yüzyılın sonlarından beri ikiye katlandığını belirten rapora göre, denizde yaşanan sıcaklık dalgaları hem iki kat sıklaştı hem de iki kat daha uzun sürüyor.  2100 YILINA KADAR 1 METRE YÜKSELECEK Rapor, deniz seviyesinin 2100 yılına kadar yaklaşık bir metre yükselebileceğini de ortaya koydu. Bu da mega şehirlerin su altında kalması ve pek çok insanın göç etmesi anlamına geliyor. Kuzey Buz Denizi’ndeki seviyenin tarihteki ikinci en düşük düzeye (yaklaşık 2.1 milyon kilometrekare) gerilediğine dikkat çeken rapora göre, emisyonların artmaya devam etmesi durumunda buzullar, kütlelerinin üçte birinden fazlasını kaybedecek. Bu da insanların tatlı suya erişimini olumsuz etkileyecek.  Sadece okyanus buzulları konusunda kötü haber vermeyen uzmanlara göre 2100 itibarıyla bazı dağlar üzerindeki buzulların da yüzde 80’i kaybolabilir. 1.5 DERECE HEDEFİ BAŞARILSA BİLE DURUM FELAKET Rapora göre ayrıca, üzerinde uzlaşıldığı…

Akseki’de tarihi 11 bin zeytin ağacı katledilecek
Coğrafya Haber Merkezi / 25 Eylül 2019

Antalya’nın dağları, ormanları ve yaylalarıyla ünlü Akseki ilçesi aynı zamanda bir zeytin coğrafyası. Ancak Akseki’nin yüksek rakımlı coğrafyasında yetişen zeytin ağaçları, 1200 metre yükseklikte bile varlığını sürdürebiliyor. Antalya’nın dağları, ormanları ve yaylalarıyla ünlü Akseki ilçesi aynı zamanda bir zeytin coğrafyası. Ancak Akseki’nin yüksek rakımlı coğrafyasında yetişen zeytin ağaçları, 1200 metre yükseklikte bile varlığını sürdürebiliyor. Yüksek rakımda yetişen sedir ağaçlarıyla aynı coğrafyayı paylaşan Akseki’nin zeytin ağaçları, bu bölgeyi yüksek kalitede organik zeytin üretimi için de önemli kılıyor. Özellikle Güzelsu, Pınarbaşı, Çaltıçukuru, Çukurköy ve Taşlıca köyleri antik çağdan bugüne önemli bir zeytincilik merkezi konumunda. Son yıllarda yöre halkının da önem vermesiyle bu köylerdeki zeytinlikler de artış gözleniyor. Uzmanlara göre bu bölgedeki zeytinlikler gerçek bir hazine. Ancak aralarında anıt ağaçlarında bulunduğu 11 binden fazla zeytin ağacının bulunduğu bölgede mermer ocağı ruhsatı verildi. Yöre halkının itirazlarına rağmen geçtiğimiz yıl ÇED süreci başlatılan mermer ocağıyla ilgili son kararı Çevre ve Şehircilik Bakanlığı verecek. Eğer yöre halkının ve bilim insanlarının itirazları dikkate alınmaz ise Türkiye’nin en değerli zeytinlikleriyle birlikte yüzlerce bitki ve canlı türüyle onlarca arkeolojik kalıntı yok olma tehdidiyle karşı karşıya kalacak… Oda TV yazarı Yusuf Yavuz’un yazdığı yazıya göre; Akseki’ye bağlı Güzelsu, Pınarbaşı, Çaltılıçukur, Çukurköy ve Taşlıca köylerinin ortasında kalan arazide yaklaşık 140 hektarlık mermer…

Poşet Yasak Ama Filtresiz Santral Serbest
Coğrafya Haber Merkezi / 20 Eylül 2019

Özelleştirilen santrallere 36 ay daha çevre yükümlülüklerinden muafiyet tanıyan kanun teklifi, tatile girmeden hemen önce yapılan değişiklikle TBMM’den geçti. Bu santrallara baca filtresi takma zorunluluğu dahil 36 ay süreyle daha çevre yükümlülüğü muafiyeti tanıyan yasal değişiklik tepki yarattı. Sözcü gazetesinden Deniz Ayhan’ın haberine göre Türkiye’de 2017 yılından itibaren baca gazı arıtma tesisi de denilen bu tür ünitesi bulunmayan santralların çalışmasına izin verilmiyor. Ancak özelleştirme yoluyla devredilen santrallar, kapsam dışında tutuluyor. CHP Zonguldak Milletvekili Deniz Yavuzyılmaz “Poşeti yasaklayıp, termik santraller için tutarsız bir politika izleniyor” dedi. Halk Zehirleniyor Yavuzyılmaz, “Özelleştirilen termik santralların çevre yükümlülüklerinden muaf tutulmasına dair düzenlemede şirketlere tanınan süre 31 Aralık 2019’da sona eriyordu. Daha önce de muafiyet getiren bu yöndeki bir yasayı Anayasa Mahkemesi (AYM) iptal etti. AYM, gerekçesinde sağlıklı ve dengeli bir çevrede yaşama hakkının ekonomik ve mali gerekçelerle vazgeçilecek haklardan olmadığını belirtti. Son yapılan değişiklikle ise halkımızı zehirlemek pahasına, bu termik santral şirketlerine kâr ve çıkar elde etmeleri için 2022 yılının sonuna kadar doğayı kirletebildikleri kadar kirletme hakkı sorumsuzca verildi” diye konuştu. Kaynak: İklim Haber

Enerji, sürdürülebilirliğin neresinde?
Coğrafya Haber Merkezi / 15 Eylül 2019

‘Yerelde enerji üretim sistemleri sürdürülebilirdir, ancak bu sistemlerin güncel enerji üretim alternatifleri olarak görülmemesinin ardındaki temel neden enerji üretiminin kazançlı bir yatırım olmasıdır.’ Birleşmiş Milletler’in kabul ettiği 17 Sürdürülebilir Kalkınma Amacını yerine getirebilmek sosyal olduğu kadar teknik konularda da ilerleme sağlamayı gerektiriyor. Ayrıca sosyal alanda atılabilecek adımların bir kısmı ancak teknik gelişmeleri beraberinde getirdiği zaman başarı şansı kazanabiliyor. Bu nedenle de sosyal, çevresel ve teknik alanlardaki sürdürülebilirlik adımlarının çoğunu birbirlerinden ayırabilmek kolay olmamanın ötesinde amaçlara ulaşmaya zarar bile verebilir. Amaçlara ulaşma konusundaki teknik yardımcılarımızın belki de başında enerji geliyor. Sosyal, teknik ya da çevresel herhangi bir problemi çözmek için çoğu zaman enerjiye ihtiyacımız var. Mesela özellikle Afrika’da kadınların gününün önemli bir kısmı, evde yemek yapmak için kullandıkları ateşe atacak odun veya çalı çırpı aramakla geçiyor. Kapalı alanda yemek yapmak için yaktıkları ateş, kurum ve is ürettiğinden hem bu kadınların hem de çevrelerindeki çocukların sağlıklarını negatif yönde etkiliyor. Bu yakacak malzemelerini bulabilmek için çevredeki doğal hayata zarar verilebiliyor. Genç kızlar okula gitmek yerine günlerini su taşımak ve yakacak bulmakla geçiriyorlar. Enerjinin kalkınma amaçları açısından önemini başka örneklerle de göstermek mümkün. Sürdürülebilir Kalkınma Amaçlarını yerine getirebilmek için dünyanın her tarafından enerjiye ulaşımı kolaylaştırmak zorundayız. Bunun ötesinde ulaştırılan bu enerjinin de öncelikli olarak sürdürülebilir olması gerekiyor. Yalnız…

Japon Çevre Bakanından Fukuşima için tartışma yaratacak tespit
Coğrafya Haber Merkezi / 12 Eylül 2019

Japonya Çevre Bakanı Yoşiaki Harada, Tokyo Elektrik Enerjisi Şirketi’nin (Tepco), Fukuşima Nükleer Santrali’ndeki radyoaktif suyu doğrudan Pasifik Okyanusu’na boşaltmak zorunda kalacağını söyledi. Japonya Çevre Bakanı Yoşiaki Harada, Tokyo Elektrik Enerjisi Şirketi’nin (Tepco), Fukuşima Nükleer Santrali’ndeki radyoaktif suyu doğrudan Pasifik Okyanusu’na boşaltmak zorunda kalacağını söyledi. JapanTimes’ın haberine göre, Harada düzenlediği basın toplantısında, Fukuşima’nın 2011 yılındaki deprem ve tsunami sırasında hasar gören santralde tanklarda depolanan radyoaktif su için “tek seçeneğin denize tahliye etmek olduğunu” ifade etti. Harada, Japonya’da yarın yapılması planlanan kabine değişikliğinden önce icraatlarını ele aldığı toplantıda, Japon hükümetinin, radyoaktif suyun denize tahliyesini tartışacağını, sadece bu konudaki fikrini dile getirdiğini kaydetti. Japonya Çevre Bakanı öte yandan radyoaktif suyun ne kadarının denize tahliye edilmesine ihtiyaç duyulduğu konusunda açıklama yapmadı. Tepco, 2011 yılında deprem ve tsunaminin yol açtığı nükleer felaketten bu yana soğutma borularından çıkan bir milyon tondan fazla radyoaktif suyu biriktirdi. Şirkete göre, santralde tanklarda saklanan radyoaktif su için 2022 yılına kadar yer kalmayacak. Tepco yetkileri ise Çevre Bakanı Harada’nın açıklamasına ilişkin yorumda bulunmadı. Japonya’da 11 Mart 2011’de meydana gelen 9 büyüklüğündeki deprem ve sonrasında oluşan tsunami, Fukuşima Nükleer Santrali’nde radyoaktif sızıntıya neden olmuştu. Olayda santraldeki 4 nükleer reaktöründen 3’ü zarar görmüş, çevrede yaşayan on binlerce kişi sızıntı sonrası evlerini terk etmek zorunda…

Amazon Ormanları Yanıyor
Coğrafya Haber Merkezi / 9 Eylül 2019

Gezegenimiz Ciddi Tehdit Altında! BREZİLYA’nın Amazon yağmur ormanları bu yıl rekor sayıda yangına tanıklık etti. Bu noktada akla gelen ilk soru; Amazon yağmur ormanları yangını nasıl başladı ve ne zamandır yanıyor? oluyor. Amazon yağmur ormanları, NASA ve NOAA uydularındaki uzaydan gelen geniş çaplı alevler ve duman görüntüleri ile gündeme geldi. Ulusal Uzay Araştırmaları Enstitüsü (INPE) uydu verilerine göre, yangınlar 2018’deki aynı döneme göre yüzde 83 artış gösterdi. Uzay ajansı, uydu verilerinin Ocak 2019’dan bu yana 72.000’den fazla yangın tespit ettiğini bildirdi. Yoğun duman, Pazartesi günü Brezilya’nın en büyük şehri São Paulo’da 1700 mil uzakta havanın gündüz vakti kararmasına neden oldu. Dünyanın en büyük yağmur ormanları olan Amazon ormanları, büyük bir karbon yutağı kaynağı olması nedeni ile küresel ısınma tehdidi karşısındaki en büyük doğal silahımız. Küresel ısınmanın gezegenimiz için ne denli tehlikeli boyutlara geldiğini göreceğiniz her bir derecelik artış ile yaşayacaklarımızı özetleyen makaleye aşağıdan ulaşabilirsiniz. Climatempo meteorologlarından Josélia Pegorim, şunları söyledi: “Duman São Paulo eyaletindeki yangınlardan değil, Rondônia ve Bolivya’da birkaç gündür devam eden çok yoğun ve geniş yangınlardan geldi. “Soğuk cephe rüzgarların yönünü değiştirdi ve bu dumanı São Paulo’ya taşıdı.” Bu orman yangınlarından bazılarından kaynaklanan duman, NASA tarafından yayınlanan uydu görüntülerinde de tespit edildi. Amazon yağmur ormanları yangınları nasıl başladı? Özellikle kırsal alanda çıkan kontrol edilmesi güç…

Dorian Kasırgası Üçüncü Kategoriye Yükseldi
Coğrafya Haber Merkezi / 5 Eylül 2019

Bahamalar’ı etkisi altına aldıktan sonra ABD’nin doğu kıyılarına ulaşan Dorian kasırgası, yeniden güç kazanarak, üçüncü kategoriye yükseldi. ABD’de Güney ve Kuzey Carolina eyaletlerini etkileyen Dorian kasırgası, Güney Carolina eyaletinin Charleston kentinde sel ve su baskınlarına neden oldu. Saatteki hızı 185 kilometreyi bulan kasırga nedeniyle Georgia, Güney ve Kuzey Carolina eyaletlerinde 220 binden fazla ev ve iş yerinde de elektrik kesintileri yaşandı. ABD Ulusal Kasırga Merkezi, kasırganın Virginia eyaletine de ulaşabileceği uyarısında bulundu. ÖLÜ SAYISI ARTABİLİR Dorian kasırgası, 5’inci kategoride vurduğu Bahamalar’da 20 kişinin ölümüne neden oldu. Arama kurtarma çalışmalarının devam ettiği Bahamalar’da ölü sayısının artmasından endişe duyuluyor. Amerikan Havacılık ve Uzay Ajansının (NASA) yayımladığı görüntüler kasırganın Bahamalar’da neden olduğu tahribatın boyutunu ortaya koyuyor. Hasar tespiti için Bahamalar’a bir ekip gönderen Birleşmiş Milletler de 70 bin kişinin, gıda ve temiz içme suyu gibi acil insani yardıma ihtiyaç duyduğunu bildirdi. Bahamalar Başbakanı Hubert Minnis, Marsh Limanı çevresindeki yapıların yüzde 60’ının zarar gördüğünü açıklamıştı.