Amerika ile Asya kıtaları çarpışarak birleşecek!
Coğrafya Haber Merkezi / 9 Aralık 2018

Amerikan bilim adamları, Amerika ve Asya kıtalarının 50 ila 200 milyon yıllık bir süre içinde Kuzey Kutbu’nda birbirlerinin üzerine binerek birleşeceğini ileri sürdü. Yale Üniversitesi bilim adamları, gezegendeki tektonik hareketlere bağlı olarak kıtaların sürekli hareket ettiğini açıkladı. “Nature” dergisinde yayımlanan araştırmaya göre, Avrupa ve Afrika kıtaları da Avustralya ile birleşerek yeni süper kıtaya katılacak. Asya, Avrupa, Afrika, Amerika, Avustralya ve Antarktika kıtalarının, yaklaşık 300 milyon yıl önce Pangaea adlı tek bir toprak kütlesinden ayrıldıkları sanılıyor. Yer değiştiren katmanların kıtaları periyodik olarak birbirine doğru ittiğini belirten jeologlar, Dünya üzerinde 1,8 milyar yıl önce Nuna adlı bir süper kıtanın olduğunu, 1 milyar yıl önce Rodinia adlı bir süper kıtanın oluştuğunu ve 300 milyon yıl önce de Pangaea süper kıtasının ortaya çıktığını söyledi. Bilim adamları, gelecek 50-200 milyon yıl içinde Amerika ve Asya kıtalarının birleşmesiyle ortaya çıkması beklenen süper kıtanın adını ise “Amasia” koydu. Yale Üniversitesi’nden Ross Mitchell, Kuzey Amerika ile Güney Amerika kıtalarının giderek birbirine yaklaştığını ve Kuzey Kutbu Denizi’nin de çekilerek Amerika ve Asya kıtalarını birbirlerine yaklaştırdığını söyledi. Yeni süper kıta modeline göre sadece Antarktika süper kıtadan ayrı kalıyor. Ortaya çıkan her süper kıtanın Ekvator üzerindeki sabit bir eksende bir dizi ileri geri rotasyona uğradığını tahmin ettiklerini belirten Mitchell, birbiri ardına…

Niğde’de Orta Torosların Jeomorfolojisi semineri
Coğrafya Haber Merkezi / 30 Mayıs 2018

NİĞDE Ömer Halisdemir Üniversitesi’nde TÜBİTAK’ın da katkılarıyla “Orta Torosların Jeomorfolojisi” konulu seminer düzenlendi. Fen-Edebiyat Fakültesi Kongre Merkezi’nde düzenlenen etkinlikte; Ardahan Üniversitesi öğretim üyesi Doç. Dr. Mustafa Karabıyıkoğlu, Kırşehir Ahi Evran Üniversitesi Dr. Öğr. Üyesi Lütfi Nazik, İstanbul Teknik Üniversitesi öğretim üyesi Doç. Dr. Mehmet Akif Sarıkaya, Dr. Mesut Şimşek ve Niğde Ömer Halisdemir Üniversitesi Dr. Öğr. Üyesi Muhammed Zeynel Öztürk ile Dr. Öğr. Üyesi Bekir Necati Altın tarafından Torosların jeolojik konumu ve yapısal özellikleri ile ilgili sunumlar gerçekleştirildi. Seminere, başta Niğde Ömer Halisdemir Üniversitesi ve Nevşehir Hacı Bektaş Üniversitesi Coğrafya Bölümü öğrencileri olmak üzere Şanlıurfa, İstanbul, Bilecik, Ankara, Burdur, Kilis ve Kırşehir’den gelen lisans, yüksek lisans ve doktora öğrencileri yoğun ilgi gösterdi. Etkinlik; Çamardı-Aladağlar Milli Parkı’nda gerçekleştirilen arazi çalışmasının ardından sona erdi. Kaynak: Hürriyet

Türkiye’nin yeni deprem haritası!
Coğrafya Haber Merkezi / 25 Mart 2018

22 yıl sonra farklılık gösteren deprem haritası vatandaşın gündeminde. 46 ilde risk oranı azalırken 6 ilde tehlike arttı. AFAD tarafından yayınlanan yeni deprem haritasına göre Türkiye’nin riskli bölgeleri değişiklik gösterdi. Yeni haritada 46 ilde deprem tehlikesi azalırken, 6 ilde yükseldi. Eski haritada Türkiye topraklarının yüzde 42’si “en tehlikeli” kategoride tanımlanıyordu. Yeni haritada bu oran yüzde 17’ye düştü. 1996 yılında hazırlanan haritada binaların yüzde 44’ü “tehlikeli alanlar”da yer alırken, bu oran yüzde 26 olarak güncellendi. AFAD Yönetimi Başkanı Mehmet Güllüoğlu, “Yerin altı değişmedi ama fay hatlarını daha yakından tanımaya başladık” dedi. Eski haritanın herhangi bir kente ilişkin genel tahmini ortaya koyduğunu belirterek, artık semt semt, hatta noktasal olarak tespit yapılabildiğini vurgulayan Güllüoğlu, “Örneğin, Manisa’nın tamamı eskiden en tehlikeli olarak kabul edilen 1. bölgede yer alırken yeni haritada artık renk geçişleri var. Deprem haritasının değişmesi sadece haritanın değişmesi anlamına gelmiyor, aynı zamanda inşaatlarda kullanılan binlerce parametrenin de değişmesi demek. Her bir parametrenin bir karşılığı var, bir maliyeti var. İstanbul’da fay hattı Marmara Denizi’nden geçiyor. Özellikle güneyindeki bölge tehlikeli. İstanbul’un güneyindeki binaların daha dayanıklı yapılması gerekiyor” diye konuştu. Habertürk’te yer alan habere göre Güllüoğlu, zemininde kayma ve sıvılaşma tespiti yapılan Topkapı Sarayı’yla ilgili olarak ise “O yarıklar deprem kaynaklı değil ama bugüne kadar…

Öğretmen Ders Notları 2: Konya Ovası Çevresinde Son Yıllarda Artan Obruk Oluşumu
Akademik / 12 Şubat 2018

Konya Ovası Çevresinde Son Yıllarda Artan Obruk Oluşumu Hakkında Son yıllarda özellikle yerel gazeteler ve sıklıkla ulusal basında, Konya Ovasının çevresinde yeni yer göçmelerinin yaşandığı duyurulmaktadır. Adı geçen olayların pek çoğundan sonra dairesel bir şekle sahip, ortasında bir gölün yer aldığı “obruk” olarak anılan yer şekillerinin oluştuğu bildirilmektedir. Obruklar meselesi Türk coğrafya camiasının uzun zamandır yakından takip ettiği, hemen herkesin az veya çok bilgi sahibi olduğu bir konudur. Obruk kelimesi, kavramsal olarak Türkiye’de eksik bir isimlendirme biçiminde bütün karstik çökme şekillerinin ortak adı olarak kullanılmaktadır. İsim, öz Türkçe “opmak” fiilinden türemiştir ki bu kelime anlam olarak çöküntü sonucunda oluşan yer şekillerinin bütününü kapsamaktadır. Fakat günümüzde karstik çökme yapıları, pek çok farklı tipten meydana gelmekte, dolayısıyla da uluslararası camiada farklı adlarla anılmaktadır. Türkiye’de kullanılan anlamı ile obruk, “çözünebilen kayaçların yer aldığı arazilerde bulunan yer altı sularının, kayaçları çözündürerek taşıması sonucunda meydana gelen boşluğun, bir süre sonra çökerek ortadan kalkması ile oluşan dairesel şekillerdir” şeklinde tanımlanabilir. Obruklar, Alp-Himalaya kıvrım kuşağının bir parçası olan Türkiye’nin hemen her yerinde görülebilmektedir. Ancak bu ilginç yer şekillerine en çok Konya Ovasının kuzeyinde, “Obruk Platosu” olarak anılan bölgede rastlanılmaktadır. Yazının konusu Konya Ovasının yakın çevresinde son yıllarda artan obruk oluşumlarının nedenleri ve gelecekte ortaya çıkabilecek risklerdir. Konya…

TÜRKİYE JEOMORFOLOJİSİ PROF. DR. OĞUZ EROL 1989
Eski Çalışmalar / 30 Ocak 2018

“Türkiye’nin Jeomorfolojik Evrimi ve Bugünkü Genel Jeomorfolojik Görünümü” , Yayınlanmamış Ders Notu, İstanbul. Adlı Çalışmadan; TÜRKİYE JEOMORFOLOJİSİ PROF. DR. OĞUZ EROL 1989 ismiyle hazırlanmıştır. Hazırlayanın Açıklaması; Bu metin 2002 yılında Prof. Dr. Oğuz Erol’un daktilo ile hazırlamış olduğu metin esas alınarak bilgisayar ortamına aktarılmıştır. Aslına sadık kalınan metne kimi şekiller tarafımızdan eklenmiştir. Esasen asıl metnin ekleri 40’ın üzerindedir. Ancak bunları yeniden hazırlamak mümkün olmadığı için yazarın isteği üzerine yalnızca çok önemli olduğu düşünülenler eklenmiştir. 2002 yılındaki metin tekrar ele alınarak üzerinde herhangi bir değişiklik yapılmadan e-kitap haline getirilmiştir. Asıl metinde kaynakça bulunmadığı için kısa bir kaynakça tarafımızdan oluşturularak metne eklenmiştir. TÜRKİYE JEOMORFOLOJİSİ PROF. DR. OĞUZ EROL 1989

2009 Yılı Ankara Beypazarı Araştırma Gezisi
Eski Çalışmalar / 30 Ocak 2018

24.01.2009 tarihinde coğrafyabiz yönetiminden Kemal Akalın, Doğu Ateş, Sami Köroğlu, Yalçın Keçici ve aramıza Beypazarı’nda katılan değerli konuksever meslektaşımız Erdal Taşlıçukur ile Beypazarı’nda gerçekleştirmiş olduğumuz İnceleme-Araştırma gezimize ait dosya pdf formatında aşağıdadır. Beypazarı İnceleme Gezisi