Almanya’nın Frankfurt şehrinde, elektrikli kamyon ve çekiciler için ilk şarj otobanı test edilmeye başlandı. Almanya’daki ilk eHighway ya da elektrikli otoban, elektrikli araçların hava kirliliğine yol açmadan karayolu üzerinde ilerlemerine yardımcı olacak. Proje, halen pilot aşamada ve otobanın yaklaşık 10 km uzunluğundaki bir bölgesini kapsıyor. Otoban 2022 yılına kadar test edilecek ve Alman hükümeti projenin kapsamını genişletip genişletmeyeceğini belirleyecek. Siemens tarafından 2012 yılında fikir olarak ortaya atılan eHighway projesi kapsamında test edilen yolun en sağ şeridinde şarj için elektrik kabloları bulunuyor. Kamyonun üzerine takılan özel bir aparat sayesinde araçlar düzenli olarak şarj edilebiliyor. Güçten yararlanmak için kamyonların saatte 90 km’den daha hızlı hareket etmemeleri önemli. Almanya, eHighway için özel bir hibrit kamyon inşa etmek için VW Group ile ortaklık yaptı. Alman karayollarındaki kamyonların yüzde 30’unun elektrikli hale getirilip yenilenebilir enerjiye güvenmesi durumunda, ülkenin atmosfere 6 milyon metrik ton karbon dioksit salmasından kaçınılabileceği belirtildi. Siemens, eHighway üzerinde 100 bin km seyahat eden 40 tonluk bir çekicinin 20 bin avro yakıt tasarrufu yapacağını da açıkladı.
Hatay kırsalında 2’si yetişkin 6 çizgili sırtlan cep telefonuyla görüntülendi. Hatay Tabiatı Koruma Derneği Başkanı Abdullah Öğünç, “Görüntülerde anne ve baba ile 4 yavru var. Daha önce nesli tükenmek üzere olan bu hayvanlar bireysel görüntülenmişlerdi. 6’sının bir arada görülmesi ise Türkiye’de bir ilk diyebiliriz” dedi. Hatay’ın Suriye sınırı kırsalında nesli tükenmek üzere olan 2’si yetişkin 6 çizgili sırtlan görüntülendi. Kırıkhan-Hassa ilçesi Suriye sınırı kırsalında cep telefonuyla çekilen görüntülerde, anne ve baba sırtlan ile 4 yavrunun yuvalarının önünde oynadıkları görülüyor. Hatay Tabiatı Koruma Derneği Başkanı Abdullah Öğünç, AA muhabirine yaptığı açıklamada, çizgili sırtlanların ülkede nesli tükenmek üzere olan ve üst düzeyde korunan hayvanlardan olduğunu söyledi. Dernek olarak özellikle son yıllarda bio çeşitlilik araştırmaları yaptıklarını ve çizgili sırtlanları görüntülediklerini dile getiren Öğünç, “Ancak bu görüntülerde 6 çizgili sırtlan bir arada. Görüntülerde anne ve baba ile 4 yavru var. Daha önce nesli tükenmek üzere olan bu hayvanlar bireysel görüntülenmişlerdi. 6’sının bir arada görülmesi ise Türkiye’de bir ilk diyebiliriz.” ifadesini kullandı. Hatay’ın birçok özel türe ev sahipliği yaptığına işaret eden Öğünç, bu nadir türün kentte yaşamasından mutlu olduklarını belirtti. “CANLI HİÇBİR ŞEYE SALDIRMAZLAR” Çizgili sırtlanların çok özel canlılar olduğunu söyleyen Öğünç, şunları kaydetti: “Bu hayvanların ana besin kaynağı leşlerdir. Canlı hiçbir şeye saldırmazlar. Doğada ölmüş ne…
Karabük Üniversitesi Coğrafya Bölümü’nden Dr. Öğretim Üyesi Ersin Güngördü, geçirdiği beyin kanaması sonrası tedavi gördüğü hastanede hayatını kaybetti. Karabük Üniversitesi Coğrafya Bölümü Öğretim Üyesi Dr. Öğr. Üyesi Ersin Güngördü, geçtiğimiz hafta geçirdiği beyin kanaması sonrası kaldırıldığı hastanede tedavi görüyordu. Bir haftadır yoğun bakımda tedavi altında tutulan Güngördü, bugün hayatını kaybetti. Karabük Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Refik Polat’tan taziye mesajı Karabük Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Refik Polat, Dr. Öğr. Üyesi Ersin Güngördü için taziye mesajı yayımladı. Rektör Polat mesajında şu ifadelere yer verdi: “Üniversitemiz Coğrafya Bölümü Öğretim Üyesi Ersin Güngördü’nün vefat haberini büyük bir üzüntü ile öğrendim. Hayatını kaybeden kıymetli hocamıza Allah’tan rahmet, ailesine, yakınlarına, çalışma arkadaşlarına ve öğrencilerine sabırlar diliyorum. Başımız sağ olsun.”
Tüketici Hakları Derneği, Türkiye’nin plastik çöp ithalatında 2. sırada olduğunu belirterek, plastik ambalajların yasaklanmasını talep etti. Türkiye’nin, dünyada en çok plastik çöp ( plastik hurda, döküntü, kalıntı) ithal eden ikinci ülke olduğunu belirten Tüketici Hakları Derneği, yaptığı yazılı açıklamada plastik ambalajların yasaklanmasını talep etti. “Türkiye plastik çöp ithalatını İngiltere’den yapmaktadır” denilen açıklamada, “Plastik ambalaj atıkları tüm dünyanın ve Türkiye’nin en önemli çevresel sorunlarının başında gelmektedir. Plastik ambalajlar, türlerine göre, doğada 400 yıl ile 1000 yıl arasında kalmakta ve zararlı etkilerini sürdürmektedir” ifadeleri kullanıldı. Türkiye’de plastik sektörünün üretim kapasitesinin dünyada yedinci olduğu vurgulanırken, Avrupa’da ise ikinci olduğu belirtildi. Açıklamada, “Türk Plastik Sanayicileri Araştırma Geliştirme ve Eğitim Vakfı’na (PAGEV) göre, 2018 yılı sonu itibariyle, Türkiye plastik ham madde ithalatının 11.5 milyar dolara çıkacağı tahmin edilmektedir. Plastik ham maddede Türkiye’nin dışa bağımlılığının yüzde 87.2 olduğu anlaşılmaktadır. Her yıl plastik ham madde ithalatında Türkiye’nin dışa bağımlılığı artmaktadır” denildi. PLASTİK YİYECEK VE İÇECEKLERE NUFÜZ EDİYOR Açıklamada şu noktalar öne çıktı: Plastik ambalajlar, başta insan olmak üzere, doğada tüm canlılar, toprak, su, biyoçeşitlilik ve hava için büyük bir tehlikedir, bir zehirdir. Yapılan araştırmalar, plastik ambalajların, 400-700 canlı türü için büyük bir tehlike oluşturduğu, her yıl bir milyon su kuşu ve yüz bin deniz canlısının plastik sindirimi…
Siirt’in Kurtalan ilçesinde aşırı yağışlar nedeniyle düden oluştu. Fırat Üniversitesi Fen Edebiyat Fakültesi Coğrafya Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. Murat Sunkar, Sümer Mahallesi’nde yaklaşık 2 hafta önce 15 metre genişliğinde 5 metre derinliğinde oluşan düdende inceleme yaptı. Sunkar yaptığı açıklamada, bahar ayında bölgeye düşen yağış miktarında önceki yıllara oranla büyük artış olduğunu söyledi. Kurtalan çevresinde yüzeyin hemen altında hızlı çözünebilen kayaçlar bulunduğunu işaret eden Sunkar, bu kayaçların yer altı sularının bu kayaçları çözmesi nedeniyle yer altında büyük boşlukların meydana geldiğini kaydetti. Bu boşlukların üzerindeki tabakanın aşırı yağışlardan sonra ağırlaşarak çöktüğünü ifade eden Sunkar, “Burada obruk olarak nitelendirdiğimiz fakat akarsuyun bu çöken şeklin tabanında yer altına geçmesiyle birlikte düden dediğimiz bir yapı ortaya çıkmaktadır. Mahalle sakinlerinin korkmasını gerektirecek bir durum yok.” dedi. Mahalle sakinlerinden Şakir Altunışık, yeni çökmeler oluşabileceği ihtimali nedeniyle endişe yaşadıklarını aktararak, “Mahalleli olarak çok tedirginiz. Normalde suyun aktığı alanda büyük bir göletin oluşması gerekirken suyun tamamı çukurun oluştuğu oluktan yerin altına akıyor.” ifadesini kullandı. Video için tıklayınız
Siirt’te merkeze bağlı Konacık köyünün Demirkapı mezrasında yaklaşık 20 metre derinliğinde 40 metre çapında obruk oluştu. Olayı anlatan Mazlum Taş, “Dünya koptu sandık. Çukura taş attım, resmen dibi yok. Gerçekten çok korkuyoruz.” dedi. Siirt’te merkeze bağlı Konacık köyünün Demirkapı mezrasında yaklaşık 20 metre derinliğinde 40 metre çapında obruk oluştu. Demirkapı mezrasında Mazlum Taş’a ait buğday tarlasında oluşan obruğu gören çiftçiler, durumu yetkililere bildirdi. Mazlum Taş, gazetecilere yaptığı açıklamada, obruğun 3 gün önce sağanak sonrası oluştuğunu söyledi. YAĞMURUN ARDINDAN ŞİDDETLİ BİR SES DUYULMUŞ Sağanağın ardından çok şiddetli bir ses duyduklarını kaydeden Taş, “Gelip baktığımızda çok derin bir çukur oluştuğunu gördük. Durumu muhtara bildirdik, muhtar da yetkililere iletti. Yetkililer gelip inceleyecek.” dedi. Obruğun korkutucu olduğunu belirten Taş, yetkililerin bir kaza meydana gelmeden önlem almasını istedi. “ÇUKURA TAŞ ATTIM, RESMEN DİBİ YOK” Çiftçi Adil Taş ise 3 gün önce gece vakti çok şiddetli bir sesle uyandıklarını belirterek, olay yerine gelip baktıklarında derin bir çukurla karşılaştıklarını söyledi. Daha önce bu büyüklükte bir çukur görmediğini kaydeden Taş, şöyle devam etti: “Çukura taş attım, resmen dibi yok. Obruk benim evime 150 metre uzaklıkta, gerçekten çok korkuyoruz. Siirt’te ilk defa karşılaştık, genelde Konya‘da oluyor. Yetkililerin önlem almasını bekliyoruz.” Obruğun görüntüleri; Kaynak: DHA
Tekirdağ’ın Çorlu ilçesinde kanser hastalığı nedeniyle çok sevdiği öğrencilerinden uzak kalan Cemile Yeşil Anadolu Lisesi Coğrafya öğretmeni Muharrem Poyrazoğlu, sağlığına kavuşur kavuşmaz soluğu öğrencilerinin yanında aldı. Yüzlerce öğrenci yeniden aralarına dönen öğretmenlerini balonlar, şarkılar, alkışlar ve sevgi gösterileri eşliğinde karşıladı. Okul koridorlarında yaşanan ve gözyaşlarının adeta sel olduğu o anlar öğrencilerin cep telefonlarının kameralarına saniye saniye yansıdı.
İsrail’de Ölü Deniz’e açılan dünyanın en uzun tuz mağarası ortaya çıkarıldı. İsrailli mağara araştırmacısı, Ölü Deniz yakınlarında sarkıtlarla dolu dünyanın en uzun tuz mağarasının bulunduğunu açıkladı. Malham adındaki mağara, İsrail’in 10 kilometre uzunluğundaki en büyük dağı olan Sodom Dağı’nı geçerek Ölü Deniz’in güneybatı köşesine açılıyor. Mağarada tuz sarkıtları bulunuyor ve bazı duvarlar tuz kristalleriyle parlıyor: Bazı sarkıtların ucunda ise tuzlu su damlaları görülebiliyor. 5 KİLOMETRENİN HARİTASI ÇIKARILMIŞTI Malham Tuz Mağarası, 1980’lerde 5 kilometrelik bir bölümünün haritasını çıkaran İbrani Üniversitesi Mağara Araştırma Merkezi’nin kurucusu ve yöneticisi olan Amos Frumkin’in çalışmaları aracılığıyla tanındı. Ancak araştırmacılar 2006’da İran’ın güneyindeki Qeshm Adası’nda yer alan N3 Mağarası’nın 6 kilometrelik haritasını çıkardı. Böylece mağaraya dünyanın en uzun tuz mağarası statüsü verildi. İsrailli mağara kâşifi Yoav Negev, iki yıl önce Frumkin’in çalışmalarını tamamlamaya karar verdi ve Bulgar mağara araştırmacılarından yardım istedi. LAZERLE HARİTA ÇIKARILDI İsrail Mağara Kâşifler Kulübü’nün kurucusu olan Negev, 8 Avrupalı kâşif ve yerel halktan oluşan 20 kişilik bir heyet hazırlamak için üniversitenin araştırma merkezinde görevli Boaz Langford ile güçlerini birleştirdi. Negev ve ekibi 2018’de mağarayı haritalandırmak için 10 gün geçirdi. Bu yıl gerçekleştirilen ikinci 10 günlük araştırma gezisinde 80 yerel ve uluslararası kâşif birlikte mağaranın 10 kilometreden fazla olan uzunluğu belirleyerek, lazerlerle harita çıkardı. Sodom Dağı, ince fakat…
Antalya’da 32 yıllık coğrafya öğretmeni Mehmet Aydın, teorik olarak sınıfta işlediği coğrafya derslerini, 10 yıldır arazi gezileriyle pratiğe dönüştürüyor. Öğretmenlik hayatına 1987 yılında Kütahya’nın Simav ilçesinde başladığını belirten Mehmet Aydın, dokuz yıl sonra Antalya’ya tayin olduğunu, 32 yıllık meslek yaşamının 10 yılında yöneticilik yaptığını söyledi. 2009’da Muratpaşa Lisesi’ndeki müdürlük görevinin ardından yeniden öğretmenliğe döndüğünü anlatan Aydın, son olarak Türk Telekom Anadolu Lisesi’nde görev yaptığını ve Antalya Lisesi’nde görevlendirme derslerine girmek üzere iki lisede coğrafya dersi verdiğini söyledi. ‘COĞRAFYANIN LABORATUVARI DA DOĞA’ Sınıfta teorik olarak işlediği coğrafya dersini, coğrafyayı daha iyi tanımaları için mümkün olduğunca pazar günleri doğal alanlara düzenlediği gezilerle pekiştirmeye çalıştığını anlatan Aydın, “Bir kimya veya fizik öğretmeni nasıl ki derslerini teorik bilgilerin yanında pratik amaçlı laboratuvar ortamında işliyor, ben de derste teorik anlattığım bilgileri arazide pratiğe çeviriyorum. Teorik olarak sınıfta işlediğimiz dersin pratiğini arazide yapıyoruz. Bizim laboratuvarımız da doğa” dedi. ‘DAYANIŞMA DA ARTIYOR’ Doğadaki derslere yaklaşık 10 öğretmenle 40-50 öğrencinin katıldığını belirten Aydın, “Önce gittiğimiz bölgeye göre 6-12 kilometre doğa yürüyüşü, yürüyüş esnasında geçtiğimiz arazilerde bitki örtüleri, yer şekilleri, akarsu, vadi, dağ, tepe coğrafi şekiller işleniyor. Molalarda derslerdeki konuları hatırlatıp, arazide birebir gösteriyoruz. Bu dersler öğrencilerin hem birbiriyle hem de öğretmenleriyle dayanışmasını daha sağlıklı ve güçlü hale getiriyor” diye konuştu….
Coğrafya dersinde çiftçilik yapıyorlar. Bursa’nın İnegöl ilçesinde bulunan Halil İnalcık Sosyal Bilimler Lisesi’nde öğrenciler, coğrafya dersi kapsamında okul bahçesine kurdukları seralarda ürün yetiştiriyor. Sınıftaki teorik derslerin dışında günlerini seralarda geçiren öğrenciler yaklaşık iki ay sonra ektikleri ürünlerin hasadını yapacak. Bu uygulamayı hayata geçirerek öğrencilerine hem doğa sevgisini kazandırmaya çalıştırdıklarını hem de yaşayarak öğrenme fırsatı sağladıklarını belirten coğrafya öğretmeni Hüseyin Demirtaş, “Doğanın öğrencilere sevdirilmesi, benimsenmesi amacıyla böyle bir çalışmaya başvurduk. İki saatlik coğrafya dersi sınıflarda tam olarak anlaşılamıyor. Biz de burada öğrencilerimize uygulamalı olarak coğrafyayı öğretmeye ve sevdirmeye çalışıyoruz. Ayrıca öğrencilerimizin grup çalışma içerisinde olması, birbirine destek vermesi, dayanışma içerisinde olması ve belli bir sorumluluk kazandırılmasını sağlıyoruz. Günümüz koşullarında bilgide üretim yapılıyor, biz aynı zamanda toprakta da üretimi öğrencilerimize yansıtmak istiyoruz. Şimdilik domates, biber, salatalık, patlıcan, patates, kabak gibi ürünlerin fidelerini ektik. Birkaç ay içerisinde hasat yapacağız. Gübre, ilaç gibi katkı malzemeleri vermeden doğal olarak yetiştiriyoruz” dedi. ‘TOPRAK İNSANI OLGUNLAŞTIRIR’ 10’uncu sınıf öğrencisi Ahmet Sami Çiğdem, “Çoğu arkadaşım gibi ben de soğan bile ekmeyi bilmezken, şimdi tüm ürünleri ekebilir duruma geldik. Arkadaşlarımızla ürün yetiştiriyoruz. Toprakla haşır neşir olduk. Toprak insanı olgunlaştırır” diye konuştu. Okul Müdürü Durmuş Karadeniz de “Öğretmenimizin talebi üzerine böyle bir çalışma yapılarak seralar kuruldu. Öğrenciler ürün ekti. Derslerin dışında boş…